Okula Başlamadan Önce Çocuklara Kazandırılması Gereken 30 Davranış Alışkanlığı

Okula Başlamadan Önce  Çocuklara Kazandırılması Gereken 30 Davranış Alışkanlığı
28 Ağustos 2015 tarihinde eklendi, 15.397 kez okundu.

Okula Başlamadan Önce Çocuklara Kazandırılması Gereken 30 Davranış Alışkanlığı

Çocuklarımızın okul yaşantılarının daha kaliteli olması için okula başlamadan önce bulunduğu yaş grubundaki (72 ayını doldurmuş olan çocuklar) gelişim özelliklerini, bu dönemde neler yapabileceklerini bilmek ve eksiklikleri var ise bunları okula başlamadan önce tamamlamak çocuklarımızın okuldaki yaşam kalitesi arttırmak adına çok önemlidir. İlkokula başlayacak olan çocukların daha rahat ve kolay uyum sağlayan bireyler olarak öğrenim hayatına atılmaları için sahip olmaları gereken temel davranış biçimleri, bilgi ve becerileri aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

Evde Kazanmış Olması Gereken Davranış Alışkanlıkları:

1-Kendi başına giyinip soyunması,ayakkabısının sağ teki ile sol tekini ayırt edebilmesi ve uygun ayakkabıyı uygun ayağına giymesi,ayakkabı iplerini bağlayabilmesi,pantolon,külotlu çorap gibi giyeceklerde iki bacağını aynı yere sokmaması gerektiğini öğrenmiş olması,kendi fermuar ve düğmelerini açıp kapatabiliyor, saçını kendisi tarayıp, toplayabiliyor olması,kesinlikle tuvalet alışkanlığı kazanmış,açlık,tokluk, susuzluk gibi bedensel ihtiyaçlarının farkına varabiliyor ve bu ihtiyaçlarını bireysel olarak karşılaması gerektiğinin bilinciyle yaşamında uyguluyor olması gerekmektedir.

2-İlkokula başlayacak olan çocuğumuz nerede yaşadığını bilmelidir.Hangi şehirde bulunduğunu ve evinin nerede olduğunu bilmeli,  yakınlarındaki büyük,dikkat çekici bir görselden faydalanarak bulunduğu yeri, evini tarif edebilmelidir.

3-Çocuklarımıza isimleri ile hitap ettiğimiz için genelde soyadlarını bilmezler . Okula başlamadan önce nüfus cüzdanlarında yazan isim ve soyadlarını biliyor olmaları gerekmektedir.

Yaşadığım bir olay: Dedesinin adı Yusuf olan bir öğrencim, dedesi vefat edince çocuklarına Yusuf diye seslendiklerinde anneannenin üzülmesinden dolayı ailesi bu ismi artık kullanmayıp çocuğa Volkan diye seslenmeye başlamış. Okulun ilk günü sınıf yoklamasında“Yusuf” diye seslendiğimde bu ismi sahiplenen olmadı, oysa sınıf 25 kişi yoklama 25 kişi ,tek tek isimleri okuyup öğrencileri tahtaya aldım,1 öğrenci kaldı, “Oğlum adın ne?”çocuğun cevabı “Volkan…”,idareye gittik birlikte aile arandı ve bu durum anlaşıldı.

ANNENİN ADI NE? – ANNE             BABANIN ADI NE PEKİ? – BABA

4-Çocuklar baban geldi,halan aldı,dedenler söyledi,teyzen yaptı  gibi kelimeleri duyarak büyüdükleri için 1.sınıf hayat bilgisi ‘ailemiz’ konusunda “Babanın adı nedir?” diye sorduğunuzda genelde baba diye cevaplar,bu nedenle çocuklarımıza okula başlamadan önce çekirdek ailesindeki bireylerin isimleri öğretilmelidir,bu yelpaze çocuğun öğrenme potansiyeli ile doğru orantılı olarak; hala,teyze ve amcalarının da isimleri öğretilerek genişletilmeli,babasının ve annesinin ne iş yaptığından haberdar olmalı,imkan dahilinde ise onların iş yerlerine de gitmiş olması gerekmektedir.

Yaşam önerisi:Çocuğunuz birkaç saniye içerisinde gözünüzün önünden çok çabuk kaybolabilir. Böyle bir durumda ne yapması gerektiğini onunla konuşmuş olmalısınız; çocuğunuz onu bulan kişiye kendi adını,soyadını, anne ve babasının adını söylemesi  gerekir ki anons sistemi ile size ulaşılabilsinler.

Telefon Numaranızı Kolay Öğretmek İçin:

5-Çocuğunuza 4 yaşından sonra kazandırılması gereken en önemli alışkanlıklardan biri de  anne ve babanın isimlerinin yanı sıra telefon numaralarının öğretilmesidir. 0 dahil 11 hanelik bir cep telefonu numarasını çocuğunuza lütfen kodlayarak ve küçük adımlar ilkesi ile öğretmeyi deneyin; önce 0 556 gibi, bir gün boyunca 0 556 şeklinde sık sık tekrarlayın, unuttuğu sayıyı birlikte tamamlayın daha sonra 0 556 828’i ekleyin ve çocuğunuzun potansiyeli doğrultusunda sık sık tekrarlayın; bu tekrar 1 günde olabilir 5 gün de, sonra diğer rakamları ekleyin fakat her seferinde en baştan söyleyerek 0 556 828 61 şeklinde bunu da pekiştirdikten sonra diğer 2 rakamı ekleyip en baştan her seferinde söyleyin. Telefon numaranızı öğretince iş bitti gözüyle bakmayın tekrar edilmeyen her bilgi çok çabuk unutulur, bu nedenle her akşam yatmadan önce tekrarlatın, bu aranızda bir oyun şeklini bile alabilir,bu arada çocuğunuzun 0 dan 9 kadar rakamları tanıyor olması 556(beşyüzellialtı)dediğinizde onu tuşlayabileceği anlamına gelmez bunu da bilmenizi isterim.

Yaşadığım bir olay: Bankacı velim Pınar Hanım ile oğlu Eymen her gün olduğu gibi evin önünde servisi bekler.Normalde Eymen servise bindikten sonra Pınar Hanım işe giderken, o gün servis gelmesi gereken saatte gelemez ve iş yerinde o gün teftişi olan Pınar Hanım servisi arar. Servis şoförü 5dk sonra orda olacağını söyleyince, Pınar Hanım işe gitmek zorunda olduğunu açıklar ve oğluna orada beklemesini tembihleyerek kendi servisine binip işe gider. Servis şoförü ise bu konuşmayı yanlış anlayıp  Eymen’iokula annesinin götüreceğini düşünür ve onu almadan okula gider.Eymen, 5 dakika 10dakika 15dakika derken beklemeye devam etmektedir, bu durum evin altındaki berberin dikkatini çeker ve Eymen’i dükkanına alır.Eymen, anne yada babasının telefon numarasını bilmediği için berber hiç kimseyi arayamaz, hangi okula gidiyorsun diye sorduğunda Eymen okulun adını da söyleyemez. Eymen2.ders hala sınıfta olmadığı için aradığımdaPınar Hanım telefonun ucunda bayılır. Sonrasında olanlar,Eymen’in bulunma hikayesi ve servis şoförü ile yaşanılanlar bir yana burdan çıkaracağımız en önemli ders şu; Eymen anne yada babasının telefon numarasını biliyor olsa berber mutlaka arardı ve işler bu can sıkıcı noktalara varmazdı.

6- Yemekhane, kantin ,market,oyuncakçı,gibi ortamlarda basit alıp verme ve taşıma işlerini rahatlıkla yapabilmesi, neyi istediğine çabuk karar verebilmesi gerekir.

7- Çocuğunuz 4 yaşın üstündeyse evde siz ve çocuğunuz yalnızken size bir şey olursa ne yapması gerektiği konusunda mutlaka bilinçlendirmelisiniz. Mesela kapının kilidinin ne tarafa, nasıl açıldığı konusunda belki kapınıza belirleyici bir işaret koymalı,komşunuzun ziline basmasını  öğretmelisiniz.  Çocuğunuzdan 112 gibi acil numaraları ya da bir yakınızı araması konusunda bir beklenti içerisinde olursanız bu numaraları her zaman çocuğunuzun boy hizasında görünür bir yere asmalı, özellikle cep  telefonu numarasıysa gruplayarak büyük büyük yazmaya,yazdığınız yazı karakteri ile telefonun üzerindeki rakamın yazılış şeklinin benzemesine ayrıca dikkat etmeli ve arama yapma konusunda pratik kazandırmalısınız.

8- Çocuğunuza 3 yaşından sonra isteklerini ağlamadan ifade edebilmeyi öğretmiş olmalısınız. Herhangi bir konuda engellendiğinde, nedeni açıklanınca bileısrarla ağlaması konusunda anne-baba olarak tutumlarınızın değişmeyeceğini öğrenmiş olması gerekir.

9-Her gün aynı odada uyuma alışkanlığını kazanmış,yatma saatleribelirli,yemek yeme alışkanlığının herhangi bir teknolojik alet karşısında değil yemek masasında olması gerektiğini bilen,kuralların hayatın her alanında olduğunun farkında olan, bir gün hayır dediğiniz şeye ertesi gün evet demeyeceğinizi, ağlayarak herhangi bir şey elde edemeyeceğini,bu davranışları karşısında anne-baba olarak duruşunuzun hep çok net olduğunu anlamış, hayır dediğinizde onur hayır olduğunu öğrenerek büyümüş olmalıdır ki okulda da benzer kurallarla karşılaştığında bocalamamalı, canının istediği her şeyin,istediği şekilde ve zamanda olmayacağını kabullensin.

10-Sosyal yaşantısı içerisinde kötü kelimeler,küfür,vurma,ısırma,itme, uygunsuz el hareketleri yapma, bedeninden sesler çıkarma,burnunu karıştırma gibi davranışların hoş karşılanmayacağını biliyor olması beklenir. Aynı zamanda ‘günaydın, afiyet olsun,teşekkür ederim’ gibi nezaket ifadelerini sosyal hayatında kullanması beklenir.

11-Günlük yaşantısında sizinle fazla kelime kullanmadan iletişim kurup hayatını devam ettirebiliyor olabilir. Anne-babası yada bakıcısı olarak size televizyonu gösterip “ıııı,ııı” demesinin televizyonu açmanızı istediği anlamına geldiğini bildiğiniz ve buna karşılık verdiğiniz için çocuk evde kelimelere çok ihtiyaç duymaz ya da cümle kurmaz, “anne, su!” der ve siz bir bardak su götürürsünüz oysa cümle olarak “anne, su verebilir misin?” demesi,hatta sizin ona, 3 yaşından sonra boy hizasında belirli bir yere su koyup “su içmek istersen buradan kendin alabilir ve içebilirsin” şeklinde öğretmiş olmanız gerekir ki okulda da kendi ihtiyaçlarını bireysel olarak karşılayabilsin ve iletişim dili olarak işaret ederek anlatmayı değil cümleyi kurmayı tercih etsin.

12-Çocuğunuzla kurmuş olduğunuz iletişim dili bulunduğunuz coğrafyada herkesin kullandığı ve  anladığı dil olsun ki siz yanında yokken de çocuğunuz bir şey dediğinde ne istediği herkes tarafından anlaşılabilsin. Mesela, çocuğunuz konuşmaya başladığı ilk dönemlerde su isterken gösterir, “fu” der ve siz anlarsınız ki su istiyor.Sonra her ”fu“dediğinde su verirsiniz oysa suyu verirken “fu değil su” diye birlikte söylemeye teşvik etmelisiniz. Böyle alışkanlıklar okul çağı yaklaşan çocukta kelimenin doğrusu yerine diline daha kolay gelen halde söyleme şeklini alır fakat bu kelimeleri sadece ailesi anlar. Sosyal hayatı içerisinde kullandığında başka arkadaşları onunla alay eder,gülerse bu durumlar  konuşma yetisini azaltabilir ve sosyal hayatında daha az konuşan,konuşursam yine bana gülerler kaygısı taşıyan bir çocuğa dönüşür.

13-Küçük yaşlardan itibaren ona okuduğunuz hikayeler hem hayal güçlerinin gelişimini destekler, hemde kelime dağarcığını zenginleştirir. 3 yaşından sonra, hikaye kitabını elinize aldığınızda önce sadece başlığını okuyarak;“sence bu kitap ne hakkında olabilir?”diye sormanız, onun tahminini dinledikten sonra okumanız,en sonunda da tahmininin doğru olup olmadığı hakkında paylaşımda bulunmanız, bir başka alternatif olarak kitabı okumadan önceresimlerini göstererek bu resimlerle ilgili hikayeler anlatmasını istemeniz ya da okuduktan sonra “bu kitabı sen yazsaydın nasıl bitirirdin” gibiyaratıcılıklarını destekleyici sorular sormanız, “kitabımızdaki en sevdiğin kahraman kimdi ve neden” gibi çalışmalarla çocukların okuduğunuz kitabı daha da içselleştirmesini sağlayabilirsiniz. En son çalışma olarak da okuduğunuz hikayeninresmini yapmasını isteyip evde herkesin  görebileceği bir yere asmak çok olumlu sonuçlar doğuracaktır.

14-Düzenli olarak kitap okuyarak büyüttüğünüz çocuğunuzda aynı sesle başlayan kelimeleri bulma oyununu(‘a’ sesi ile  başlayan 3 kelime sayalım: ayak, arı, ayı gibi)  oynamak  çok faydalı bir çalışmadır ve işitsel olarak gelişmesini olumlu yönde destekler.

15-Bu dönemde fiziksel gelişim daha önceki yıllara göre yavaştır. Bu yavaşlık becerilerinin olgunlaştırılmasına transfer edilmelidir. Kasları gelişmiştir. Ancak  henüz fonksiyonlarını tam olarak yerine getiremediklerinden hareketlerde yetersizlik görülebilir.Bu yetersizlik okul malzemelerini kullanma şekline olumsuz yansıyabilir. Bu nedenle büyük kasların gelişimi için bisiklet kullanma, ip atlama,kolunu omuzdan itibaren kullanacağı aktiviteler çok destekleyici olacaktır.Bu destek küçük kas gelişimine de olumlu olarak yansır,eş zamanlı olarak yapılabilecek vidayı kıvırarak üst parçasını takmak,düğme iliklemek, açmak,ipe boncuk dizmek,kağıt yırtmak,yırttığı kağıtları avuçlarında top yapmak,parmak güreşi,el oyunları,ele ip takılarak oynanan oyunlar,avuçlarının arasında küçük bir topu düşürmeden yuvarlayabilme,kum oyunları,tebeşirle resim yapma,yün sarma,eşyalarını katlama,lego,takma çıkarmalı tüm malzemeler, çivi çakma, kutu içecekleri açma, kapalı ayranları açma, su şişesini açma,muz,mandalina,portakal gibi kabuklu meyveleri soyma aktiviteleri  çocukların küçük ve büyük kas gelişimlerini olumlu etkiler, böylece ellerini ve parmakları güçlendirilerekokul malzemelerini kullanmada yaşayacağı zorlukları ortadan kaldırır.

16- En az 30-50 parçalı puzzle, lego gibi oyunları oynamaları hem kas gelişimini destekler hem de dikkat sürelerinin uzamasına yardımcı olur.Böylece sınıf içerisinde ya da bireysel iletişimlerinde dikkat kaybı yaşamayacaktır.

Ana Sınıfında Kazanmış Olması Gereken Bilgi Kazanımları:

17-Bu çağdaki bir çocuğun artık dokunma duyusu gelişmiştir.  Nesneleri görmeden dokunarak tanır, yumuşak, sert, pürüzlü, kabuklu gibi farklılıkları hisseder. Bu nedenle gözlerini bağlayarak eline verdiğiniz nesnenin ne olduğunu dokunarak tahmin etmeye çalışması hem duyularını daha da geliştirir hem de keyifli bir oyundur.

18- Ana renkleri tanıyor, nesnelerle eşleştirebiliyor, bir yılın 4 mevsim olduğunu ve mevsimlerin ismini biliyor olması gerekir.

19- Okuma-yazma ve sayıları kullanma yönünde ilk adımlarının atılmış olması gerekir.8 sesli harfi gördüğünde ,isimlerini söyleyebilmesi,1-10 arasındaki sayıları atlamadan ileriye doğru 1’den 10’a ve 10’dan geriye doğru sayabilmesi beklenmektedir.

20-Bu dönemlerde henüz soyut düşünemezler. Herhangi bir şeyin var olduğunu anlamak için görmeleri,dokunmaları,hissetmeleri  gerekir. Sınıflarda sıkça karşılaştığımız durumlardan biri de izledikleri çizgi filmlerin etkisinde kalmaları ve birbirleriyle iddialaşarak “ben uçarım, ben buradan atlarım” gibi cümleler kurmalarıdır. Bunu ailelerle paylaştığımızda “evet, hayal dünyası çok geniş” diyebiliyorlar,bu tarz durumlarda gerekirse; evinizin balkonundan sizin kontrolünüzde bir bardağı aşağı atıp,sonra inip bardağa neler olduğuna bakarak ve dokunarak incelemesini sağlayıp,aynı şekilde kendiside yüksek bir yerden atlarsa sonunun bardak gibi olacağını anlatmak gerekebilir. Bir veli olarak ‘Hayal gücü çok geniş bir çocuk’ifadesini kullanırken bunun içini teknolojik görsellere dayalı bir şekilde doldurmamak gerek.

21- Temel geometrik şekilleri ismi ile tanıması ve eşleştirebilmesi, aynı zamanda geometrik şekilleri daha titizlikle çizebilmesi beklenir.Üçgen,kare, daire,dikdörtgen çizimlerinin bakan her kişinin anlayacağı düzeyde olması beklenir.

22- En az iki nesnearasındaki benzerlikleri ve farklılıkları söyleyebilmeleri beklenir. Seçilen nesneye göre en az 5 fark ve benzerlik sayması ve bunları sayarken “ımmm,şeyyy” demeden net bir ifadeyle belirtebilmesi gerekir .”Elma ve portakal arasındaki benzerlikler nelerdir” gibi bir örnek üzerinden gidecek olursak; çocuğun ikisi de meyve,ikisi de ağaçta olur,ikisinden de meyve suyu yapılır,ikisi de kabuklu,ikisinin de içinde çekirdek var gibi cümlelerle ifade etmesi beklenir. Bu tarz çalışmalar aynı zamanda çocuğunuzun kelime ve cümle hazinesini zenginleştirmeye yönelik, dağınık  düşünme yetisini bir alana toplayabilmeyi destekleyen dikkat  çalışmalardır.

23-Cümlelerinde geçmiş, şimdi ve gelecek zaman kavramlarını şekillendirmeye başlaması beklenir. Cümlelerinde dün,bugün, yarın gibi kelimeleri anlamlarını cümleye uygun olarak kullanabilmelidir.

24-Gün içerisinde düzenli tekrar eden durumları; sabah kahvaltı yapılır, akşam olunca akşam yemeği yenilir gibi ardıl sıralamayı yapabilmesi; öncesi  sonrası hangisiydi bunu kavramış olması,olayları oluş sırasına göre anlatması beklenir.

25-Artmak,azalmak, eksilmek,çoğalmak gibi kavramları hayatında içselleştirmiş olmalıdır ki matematik kavramı olarak karşılaştığında hem kavramın anlamını anlamakta hem de hangi işlemi yapması gerektiği konusunda iki kere düşünmek zorunda kalmasın.Artma, çoğaltma gibi kavramlar geçtiğinde elindeki nesnenin sayısının fazlalaştığını biliyor olmalıdır.Bu nedenle, okula başlamadan önce “2 topun var ben sana 1 top daha verdim, topların çoğaldı, arttı, fazlalaştı”  gibi çalışmalarla önce ‘artırmak, çoğaltmak’kelimesi öğretilmeli sonra öğretilen kelimelerle gün içerisinde pratik kazandırılmalı,daha sonrada aynı süreç azaltma,çıkartma, eksiltme için de yapılmalıdır.

26- Bulundukları yaşa göre edindikleri tecrübeler ve karşılarına çıkabilecek durumlara hazır bulunurlukları okul yaşantılarındaki oyunları seçmeleri konusunda çok belirleyici olur.Artıkoyunlarında kız-erkek ayrımı görülmeye başlar. Erkek çocuklarının bir kısmı için ‘top’ önemli bir oyun malzemesi iken başka çocuklar için hiç ilgi çekici olmayabilir. Aile olarak özellikle babalar “benim oğlum top oynasın,atlasın, zıplasın, koşsun, oynasın” derken çocuk sınıfta kalmayı, resim yapmayı yada sınıf oyuncakları ile oynamayı tercih ediyor olabilir. İlkokul 1.sınıf, çocukların birbirlerini acımasızca eleştirdikleri, aynı zamanda da yaşanılan olumsuzlukları en kısa sürede unutup bir sonraki teneffüs tekrar bir arada oynadıkları bir dönemdir. Bu dönemde çocuklarınız sizin beklentinize göre değil,kendi isteklerine göre hareket ederler; bu nedenle sizin gözünüzde olması gerekeni değil çocuğunuzda olanı görmeye çalışmak ve var olan potansiyeli yönünde çocuklarınızı desteklemek onları daha mutlu yapacaktır.

27- Bu yaş grubu çocuklarda en çok  üzerinde durulması gereken aktivite boyama,resim, kalem tutma ve çizdiklerinin gerçeğe yakınlığıdır. Tabii ki bunları yaparken yaşına göre bir gelişim beklenmektedir fakat yapmış olduğunu söylediği şey bir kare, kedi, vs. her ne ise siz buna baktığınızda en azından çocuğunuz ne çizdiğini size söylemeden önce siz resmi bir şeye  benzetebilmelisiniz. Peki bu neden önemli? Çünkü  çizgilerin daha gerçekçi, belirgin olması artık kullandığı malzemeye hakim olduğunu gösterir,kalemle çok silik yazması ya da belli belirsiz boyaması durumunda yeterli oranın ne olması gerektiği mutlaka gösterilmelidir ve hatta ilk başta birlikte tutarak göstermek çok faydalı olacaktır. Okula başladığında bir insan resmini baş, gövde, kollar ve bacaklarını belirterek tam olarak çizebilmeli,yapmış olduğu resimde verilen yönergeler doğrultusunda eklemeler yapabilmelidir ve art arda söylenen iki cümleyi aklında tutup uygulayabilmelidir; “çizdiğin çocuğun başına bir şapka çizelim, şapkayı sarıya boyayalım” gibi.

28- Kopya edebilime yani bakarak yapabilme yeteneğinin gelişmiş olması beklenir ki bu sayede harfleri,rakamları öğrenmede,tahtadan bakarak yazma konusundaki performansı  yeterli düzeyde olsun.

29- Çocuklar okula başlamadan önce genel olarak adını dik temel harfler kullanarak yazabilir. Bu konuda evsel ya da teknolojiden faydalanılarak öğrenmeler çok yaygındır.Dikkat edilmesi gereken harflerin yazılış yönleridir çünkü önce öğrenilen bilgiler her zaman sonra öğrenilen bilgileri olumlu olarak desteklemez ve yazı bunlardan bir tanesidir. Evde dik temel yazıyı öğrenen çocuk okulda el yazısı ile yazmakta zorlanabilir ya da daha önceden öğrendiği dik temel yazıda pratiği daha fazla olduğundan eli hemen dik yazı yazmaya yönelebilir ve el yazısı yazmayı öğrenmeye tepki duyabilir.

30- Kendi bedeninde sağ ve sol tarafını ayırt edebilmeyi öğrenmiş olması beklenir.Hakim elinin hangisi olduğuna bu döneme kadar çoktan karar vermiş ve el pratiğini, kullanma becerisini kazanmış olması beklenir. Karşısındaki  kişinin sağ ve sol kolunu ayırt etmekte zorluk çekebilir fakat bizim 1. sınıf düzeyinde beklentimiz kendi sağını, solunu ayırt edebilmesidir, buna bağlı olarak sağ elinin olduğu tarafta olanların sağda olarak değerlendirildiğinin farkına varabilmesi önemlidir.Bu bilgisini yazı ve resimlerine transfer ederek “çizmiş olduğun çocuğun sağ tarafına bir elma,elmanın altına sepet çizelim” gibi yer-yön yönergelerinde sıkıntı yaşamaması beklenir.

                                                                                                                          Bahar SARIKAYA

                                                                                                                          1.Sınıf öğretmeni

Köşe Yazarları Bahar SARIKAYA

Bahar SARIKAYA = ) bu blogda 11 köşe yazısı bulunmaktadır.

Etiketler:

Okula Başlamadan Önce Çocuklara Kazandırılması Gereken 30 Davranış Alışkanlığı Konusuna 4 Yorum Yapıldı
  1. Saadet arslan dedi ki:

    Yazınızı çok beğendim. Hazır bulunusluk düzeyi yüksek öğrencilerle çalışmak biz öğretmenler için daha keyifli ve verimli. Bu bağlamda ailelere ve okul öncesi eğitim veren kurumlara çok iş düşüyor.

  2. hasan ali dedi ki:

    Emeğinize sağlık çok güzel tespitlerde bulunmuşsunuz

  3. Emel Gürcalioğlu dedi ki:

    Bahar Hanım,
    Bu yazınızda da okuduğum diğer yazılarınızda olduğu gibi tam isabet nokta atışı yapmışsınız. Çok doğru tespitler ancak üzülerek söylemek isterim ki bunların çoğu bırakın çocuklarda yetişkinlerde yok☺️ Kazandırılamamış, dolayısıyla çocuklarına da kazandırılamamış..böyle kısır bir döngü..
    Çocuk bakmak; “yedir, içir,giydir, yıka, gezdir eh hadi az biraz eli kalem tutmuş bir aile için hadi lego yapalım, anne kitap okusundan öteye geçemiyor..”
    Yeni nesil anne&baba’lardan çok umutluyum..bizim sizin gibi değerli öğretmenlerden, rehberlerden öğrendiklerimizle ucundan yakalayıp çocuklarımız için gayretlerimizi onlar su içer gibi yaşayacaklar çocuklarıyla.
    “Paylaştığın senindir, biriktirdiğin değil.” değerli ve faydalı birikimlerinizi paylaşmaya devam edin lütfen.
    Teşekkürler.

    1. Anonim dedi ki:

      Çok güzel anlatmissinniz emeginize saglik

Sayfa başına git